| PINAR YESILTAY... 的个人资料PINAR (YEŞİLTAY) SEVİM照片日志列表 | 帮助 |
|
|
10月31日 YENİ WEB SAYFAM10月17日 Nobel e Bir de bu gözle bakın... Tarafsızca okuyun!
Bir Yorum
SADECE BİR YORUM > Gazeteler; TGRT'den yüklü maaş, lüks cip ve araba alan ünlü artistlerin > dudak uçuklatan anlaşmalarını yayınlıyor. Bir şarkıcıya toptan 3 milyon > dolar, ötekine ayda seksen milyar maaş, berikine 700 bin Dolar... > Bu arada hediye edilen yüz bin dolarlık cipler, trilyonluk villalar da > caba. Peki, bu durum sadece TGRT'de mi böyle? > Hayır! Son yıllarda medya ve eğlence sektöründe, Amerika'ya parmak > ısırtacak rakamlar telaffuz edilmeye başlandı. Milyonlarca dolarlık > transferler, yüz-yüzelli bin dolar aylık maaşlar herkesin çenesini > yoruyor. kendisini dinleyenlere göbek attırma hünerine sahip şarkıcılar, > milyonlarca dolarlık servetin sahibi oluyor. > Görgüsüz "sosyete" düğünlerinde şarkı-türkü söyleyenler bir gecede iki > "ekstra" çıkarıp 100 bin doları cebe koyuyor, ertesi gün programları > için sete, bir sonraki gün de dizilerine koşuyorlar. Peki bu adamlar > kadınlar, topluma hangi katkıda bulunuyorlar da bu servetlere kavuşuyorlar > dersiniz? Bu paraları kim ödüyor ve daha önemlisi neden ödüyor? > *** > Bu soruların cevabı basit: Bir takım hanende sazende takimi, bizden > enayilik vergisi alıyorlar. Onlara bu büyük serveti kazandıran şey; bizim > toplumsal enayiliğimiz. Değerler sistemi aşırı derecede bozulmuş, > ayakların > baş başların ayak olduğu bir toplumda yaşanan çarpıklığın, her el çırpan > kişinin arkasından ağzı açık ayran budalası gibi koşmamızın sonucu bütün > bunlar. Kendileri gibi erkek olan arabesk şarkıcısının çıplak ayaklarına > dokunabilmek için birbirini ezen kalabalığın psikopatolojik yansımaları. > Her taraflarından löpür löpür et ve yağ fışkıran terli eşcinsel > şarkıcılara > hayranlıkla bağlı olan ve onların > söylediği şarkının ritmine uyarak kalça tokuşturan aslan parçası > erkeklerimizin eğlence dünyası. Adamlar ve kadınlar, böyle bir toplumdan > enayilik vergisi tahsil etmesin de ne yapsın! > *** > Siz siz olun; sakin Mehmet Akif'in, istiklal marşının ödülünü almamasını > ama son günlerinde çektiği sefaleti unutun, Nazım Hikmet'e sahip çıkmayın, > Sabahattin Ali'yi kim öldürdü diye sormayın, Melih Cevdet Anday ne yapıyor > diye merak etmeyin, Türkiye'nin AB'ye alınması karşılığında hangi bedelle > karşı karşıya olduğuyla ilgilenmeyin, Fazıl Hüsnü Dağlarca nasıl geçiniyor > diye aklınıza takmayın, Avni Arbaşı ziyarete gitmeyin, Cemil Meriçin > kitaplarına el sürmeyin. Doğdukları ev müze yapılacak, adlarına enstitüler > kurulacak, üniversite doktoraları hazırlanacak değerlerinizi bir an önce > tepelemeye bakin. > Çünkü kültür, şiir, resim, nitelikli müzik, düşünce gibi kavramlar bu > millete zararlıdır. Allah korusun, onun aklini falan bozar! Bu insanların > çıktığı televizyon kanallarını hemen "zap"layıp, kalça-göbek lümpen > eğlence > dünyasına zıplayın. Ve paşa paşa enayilik verginizi ödeyin. > Sonra sokaklara çıkıp "Bütün dünya şaşırma, sabrımızı taşırma!" diye > bağırın. Bizler gibi bir avuç insana da "damarlarımızda mevcut olan asil > kanı" arayarak ömür tüketmek düşsün. Bence bu yazıyı forward yapmak vatan > hizmeti olur. > Zülfü Livaneli 10月13日 FRANSA ve CEZAYIRİşte Fransanın Cezayire yaptığı soykırım !!! http://youtube.com/watch?v=GEyXkAMmYPg yorumlarınızı video görüntüsünün altındaki "comments" bölümüne yapın. 10月12日 ilginç bir firar hikayesiAmerika'da, müebbet hapis cezasına çarptırılan bi adam, sabah akşam hapishaneden kaçmanın yollarını düşünüyomuş. Bi gün bahçede volta atarken gardiyanların bi tabutu cenaze arabasına yüklediğini görünce nihayet aylardır aradığı fikri oracıkta bulmuş. Burası büyük bi cezaevi olduğu için her hafta mutlaka 2-3 kişi Tanrı'nın rahmetine kavuşuyomuş. Mahkum, gardiyanlardan birine, cenaze olduğu bi gün tabuta konularak kaçırılması karşılığında epey yüklüce para teklif etmiş. Gardiyan korktuğundan başta biraz mızırdanmış ama sonra paranın cazibesine kapılıp kabul etmiş. Gardiyan adama, gece cenazelerin bekletildiği yerin anahtarından yaptırıp vermiş. İlk cenazede adam tabutun içine girecekmiş. Cenaze defnedildikten sonra da, gece gardiyan gelip adamı mezardan çıkaracakmış. Plan aynen uygulamaya konmuş. Kaçma ateşiyle yanıp kavrulan mahkum ölüye aldırmadan sıkış tepiş tabutun içine girmiş. Sabah da gardiyanlar tabutu cenaze arabasına yüklemişler ve mezarlığa götürüp laf olsun diye yapılan bir dini törenle gömmüşler. Mahkum tabutun içinde sabırsızlanarak gardiyanın gelip onu çıkarmasını bekliyomuş. Epey vakit geçtiği halde gelen giden olmayınca biraz biraz endişelenmeye başlamış. Bayağı bi zaman geçip de hala gelen olmayınca bizimki hafiften tırsmaya başlamış. "Acaba kendim çıkabilir miyim?" diyerek etrafı araştırmak istemiş. Cebinden zar zor çakmağını çıkarıp yakmış. Tabutun üstünü incelerken gözü bi an yanındaki ölüye takılmış. Ve o an donup kalmış! Yanındaki ceset anlaşmayı yaptığı gardiyanmış!.., ALINTIDIR... 9月9日 şarkı sözü
8月1日 3 Önemli DUYURU
>>>USA'dan 1 konteyner dolusu "tekerlekli sandalye" >>> >>> geldi ve talebe >>> >>> bagli olarak dagitim yapilacak. Cevrenizde >>> >>> tekerlekli sandalye >>> >>> ihtiyaci olan ve temin sansi bulunmayan kisiler var >>> >>> ise LUTFEN >>> >>> ACILEN BILDIRIN!Altunizade Kulubu olarak temin edip >>> >>> kendilerine >>> >>> ucretsiz olarak verilecektir.. >>> >>> Erol AYVACIKLI >>> >>> NGM Uluslararasi Tas.Tic.Ltd.Sti. >>> >>> Kosuyolu-Istanbul >>> >>> Tel: 0216 326 41 66 >>> >>> Fax: 0216 326 33 53 >>> >>> >>> >>> >>> >>> MESAJ 2- >>> >>> Turkan SABANCI isimli tam donanimli bir okul var, >>> >>> gormeyen cocuklar icin. >>> >>> Hatta aralarinda zeka yonunden kusurlu ama >>> >>> egitilebilir. >>> >>> Ancak gormeyen cok sayida cocuk da var. Istenirse, >>> >>> yatili bolumu de var. >>> >>> Ama ogrenci sayisi kapasitesinin altindaymis... >>> >>> Yer: Uskudar >>> >>> Tel: 0-216-310 49 12 >>> >>> Mudur: Feyzullah GULER >>> >>> >>> MESAJ 3 - >>> >>> Veysel VARDAL Gorme Engelliler Ilkogretim Okulu. >>> >>>Yer: Sariyer >>> >>> Tel: 0-212-201 12 92 >>> >>> Mudur: Muzaffer TEN >>> >>> Bu okullar ogrenci azligindan kapanma tehlikesi >>> >>> icinde. >>> >>> Oysa kimbilir,bu imkanlara muhtac kac cocugumuz var >>> >>> cevremizde. >>> >>> Bize dusen gorev, bu cocuklarimizi bulup bu imkani >>> >>> onlara ulastirmak. >>> >>> LUTFEN BU MESAJI CEVRENIZDEKI HERKESE ULASTIRIN, >>> >>> BELKI BIR COCUGUN >>> >>> EGITILMESINE, YA DA TEKERLEKLI SANDALYE IHTIYACI >>> >>> OLAN BIRISINE >>> >>> FAYDAMIZ DOKUNUR 7月13日 İzmir'de hafif şiddetli iki depremİzmir'de hafif şiddetli iki deprem
Çandarlı körfezi açıklarında hafif şiddetli deprem meydana geldi.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünden alınan bilgiye göre, Çandarlı Körfezi açıklarında saat 17.40 meydana gelen 4.2 büyüklüğündeki depremin ardından İzmir Körfezi açıklarında da saat 17.43 sıralarında 3.7 büyüklüğünde bir deprem oldu. Depremin Çandarlı ve Aliağa'nın bir bölümünde hissedildiği, can ya da mal kaybının olmadığı bildirildi. 7月5日 SİNİRLENDİĞİNİZDE bu öyküyü hatırlayınSİNİRLENDİĞİNİZDE bu öyküyü hatırlayın
Öfke ile kalkan zarar ile oturur
Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş.
Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş. Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış.
Çocuk ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında, bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle,
“Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm.”
demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş:
“Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?”
Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş...
Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını işittiğinizde bu öyküyü hatırlayın.
Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün. Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman onarılamaz; genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz.
İnsan hata yapar.
Hepimiz hata yaparız.
Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder.
Harekete geçmeden önce durun ve düşünün.
Sabırlı olun. Anlayış gösterin ve sevin.
ve sevgilerle kalın ;)
çocuk psikolojisi / önemliALINTI *Selma, 6 çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğuydu, bana geldiğinde 8 yaşındaydı. Selma'nın onu psikolojik olarak susmaya iten, "seçici konuşmazlık" dediğimiz sürece getiren olaylar beş yaşındayken başlamıştı. Selma, beş kardeşi, anne ve babasıyla kendi halinde normal bir yasam sürerken, bir gün annesi hastalanıyor. O dönemlerde beş yaşlarında. Kendisinden büyük iki abla, bir ağabey ve kendisinden küçük iki kardeş daha var.. Küçük kardeşin yeni doğduğu dönemde anne ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor. Uzun süre tedavi görüyor. Yoğun uğraşılara rağmen iyileşmiyor. Hastane ortamından evine gidip son günlerini evinde huzur içinde yaşasın diye doktorlar tarafından eve gönderiliyor. Birkaç ay evde babaanne ,hala ve benzeri yakın akrabaların yardımıyla yaşatılıyor.Bir gün hayata gözlerini kapatıyor. Anneye en fazla ihtiyaç duyulan dönemde anne, Selma'nın hayatından çıkıp gidiyor. Aradan 1,5 yıl geçiyor. Kendi hallerinde bir şekilde yaşamaya alışıyorlar. Büyük kızlar evde yemek yapıp, en küçük çocuklara annelik yaparken, elma babasıyla birlikte dükkanda çalışıyor. Dükkanları evin hemen alt katında olduğu için baba endişe duymadan iş hayatına devam ediyor. Çocuklarını kimseye muhtaç etmeden yük etmeden idare ediyor. Bir gün ablalar ve ağabey, kardeşlerini alarak yakın akrabalarına gidiyorlar. Selma babasının yanından ayrılmıyor. Çok ısrar ediyorlar ama istemediği için gitmiyor. Babası da gitmemesine ses çıkarmıyor. Öğleden sonra baba kız dükkanı temizlemeye başlıyorlar. Selma babasının istediği gibi her yeri bir güzel temizleyip süpürüyor. Daha sonra radyoyu açıyor. Müzik dinlemeye başlıyor. Ancak dışardan gelen sesler nedeniyle müziği duyamadığı için, sesini iyice açıyor. Babası da başının ağrıdığını söyleyerek müziğin sesini kısmasını istiyor. Selma, babasının söylediğini duymamış gibi yapıyor. Hani çocuklar sıklıkla yaparlar ya.. Bir süre sonra babası, başının çok ağrıdığını söylüyor. Yüzü asılıyor. Selma, gidip gelip babayı kontrol ediyor baş ağrısı geçti mi diye. Babası baş ağrısına dayanamayarak eve ilaç almaya çıkıyor. Sıcaktan bunaldığını,kendini kötü hissettiğini söylüyor. Dükkana dikkat etmesini hemen bir ağrı kesici alıp geleceğini de ekliyor. Eve çıkıyor. Aradan epey zaman geçmesine rağmen baba yok. Bekliyor baba yok. Merak edip yukarıya babasına bakmaya çıkıyor. Eve giriyor.Babasına sesleniyor. Cevap yok. Tam oturma odasına giriyor ki babası o anda Selma’nın gözleri önünde kalp krizi geçirmeye başlıyor. Selma babasının çırpınmalarına, yerde tırmalamasına...vs. vs. şahit oluyor. Babası son nefesini verip yerde cansız yatarken,uyandırmaya çalışıyor. Babası uyanmıyor... Camdan aşağı doğru bağırmaya başlıyor: "İmdat.. Babama bir şey oldu... Yardım edin!.." kısa süre içinde ev mahalle halkıyla doluyor... Cenaze işlemleri bitince 1,5 yıl önce anneleri ölen bu altı kardeşin ne olacağı tartışması başlıyor.. kimi "yanımıza alalım",kimi "yuvaya verelim", kimide "hepsine birden nasıl bakacağız" diyor. En sonunda akrabalar aralarında anlaşıyorlar."her birimiz birisini alalım. Böylece çocuklar yurtlarda perişan olmaz, arada sırada da olsa birbirlerini görürler." Diye düşünüyorlar. Selma'yı çok sevdiği halası alıyor. İki yıldır Selma yanlarında ve hiç konuşmuyor. Duyduklarım beni çok etkilemişti. Daha önce gidilen uzmanların isimleri beni endişelendirmişti. Bir yandan da bir şeyler yapabilirim belki diye düşünmeden edemiyordum. Hikayesinden çok etkilendiğim bu kızı merakla bekliyordum. Halası olan biteni tek tek anlattı. -Gelinimiz ve ağabeyimin ölümünden sonra ben de onu bir türlü mutlu edemedim. İki yıldır yüzü hiç gülmüyor. Kendiliğinden hiç bir şey yapmıyor. Sadece konuşmasa neyse ama sanki kurulmuş bir robot gibi.örneğin sofraya oturup yemek yiyeceğiz " Hadi Selma sofraya otur!" diyoruz oturuyor. “Hadi Selma artık kalkabilirsin demeden “kalkmıyor. Önceleri aldırmadık. Baktık olmadı karşımıza aldık uzun uzun konuştuk anlattık. Ona evimizin bir kızı olduğunu, evdeki herkes kadar her şeye hakkı olduğunu... hiçbirisi fayda etmedi.Zamanla öfkelenip inadını kırmak için bazı taktikler uygulamaya başladık. Sofra hazır olunca gel otur demedik, aç kaldığı günler oldu. Yada artık kalkabilirsin demedik saatlerce sofrada oturdu. Hadi artık uyu demedik , sabaha kadar koltukta öyle oturdu. Vicdanın yoksa söyleme..." Onunla yaptığım ilk seans dün gibi aklımda. Hal hareketleri dinlemiyormuş gibi ama tüm alıcılarını bana çevirdiğini hissettiğim tavırları. - Biliyor musun ben seni çok sevdim - ...... - Vallahi çok ciddiyim, çok sevdim. - ..... - Ne güzel hiç konuşmuyorsun, diğer çocuklar gibi kafamı şişirmiyorsun .. Gözlerimin içine bakıp gülümsemesini saklamak ister gibi dudaklarını ısırarak başını salladı. - Biliyor musun bazen çocukların hayatlarında bazı şeyler yolunda gitmiyor, benim işimse bunları yoluna koymak. Beni dinlediğini biliyorum .. hatta benimle konuştuğunu bile hissediyorum. Çocuklar benden yardım isterler, ben de onlara yardım ederim.Bu hep böyle oldu. -....... - Ama şu an işler değişti. Sana yardım etmeyi ben istiyorum. Eğer bana yardım edersen , izin verirsen seni susturan şeyin ne olduğunu bulurum.Gerçekten... inan bana...izin verir misin? -(Başını salladı! Evet başını salladı! ) - Elimde bazı resimler var, o resimleri çocuklara gösteriyorum onlar da bana resimlerle ilgili hikayeler anlatıyorlar. Onlar bana hikaye anlatınca ben de onların mutlu olmasını sağlıyorum. Yani bütün sır hikayede. Biliyorum sen konuşmuyorsun. Ama hikaye anlatmak istersen,konuştuğunu kimseye söylemem. Bu ikimizin sırrı olur.Anlaştık mı? Bir süre düşündü. Başını sağa sola salladı. Evetle hayır arasında gidip geliyordu. Birden evet anlamına gelecek şekilde başını salladı.Karşımdaydı...ben ona resimler gösteriyordum o da bana hikayeler anlatıyordu. İşimiz bittiğinde ona çok teşekkür ettim. Anlattıklarını analiz etmeye bile gerek yoktu. O kadar saf, o kadar temiz, o kadar kendi hikayesini anlatmıştı ki... Selma'nın bilinçaltı karmakarışıktı. İşte Selma'nın analizden geçmesine bile gerek bırakmayan,halasını dinlerken gözyaşlarına boğan, beni analiz yaparken hıçkırıklara boğan hikayesi... "Bir varmış bir yokmuş, bir zamanlar bir ülke varmış. Bu ülkede anne babasıyla yaşayan çok mutlu çocuklar varmış.Çocuklar kardeş kardeş hep oynarlarmış, anne babaları onlara hiç kızmazlarmış. Bir gün bu çocukların annesi hastalanmış. Çocuklar çok üzülmüş.Ama kimse çocukların üzüldüğünü anlamamış. Anneyi hep hastaneye götürmüşler. İlaçlar vermişler. hem de acı acı ilaçlar. Anne,sırf çocuklarını yalnız bırakmamak için içmiş bütün o acı ilaçları. Çocuklara hep annelerinin iyileşeceği söylenmiş. Bir gün anneyi eve getirmişler. Çocuklar anne geldi diye çok mutlu olmuşlar. Anne hep yatakta yatmaya başlamış. Artık cocuklarına yemekler yapmıyormuş. Çocuklar çok üzülmüşler.Annelerinin yanında oyunlar oynamaya başlamışlar. Annelerinin yanında niye oynuyorlarmış biliyor musun ? Anneleri eğlensin diye. Ama babaanneleri hep kızıyormuş onlara. "Gürültü yapıp durmayın.Anneniz zaten sizin yüzünüzden hastalandı" diye. çocuklar çok yaramazlık yaptı diye anne hastalanmış meger. Çocuklar da anne iyileşsin diye onu eğlendirmek istiyorlarmış ama kimse anlamıyormuş. herkes çocuklarını azarlayınca anneleri de cok üzülüyormuş.. Bir gün anne ölmüş. Herkes ağlamış. Çocuklar annenin neden öldüğünü anlamış. Yaramazlık yaptılar diye. Çocuklar evde babalarıyla yaşamaya başlamışlar.Bir gün anane gelip yemek yaparken, çocuklar gürültü yapmışlar.Anneanne onlara kızmış "kızım sizin yüzünüzden hasta oldu. Hiç annenizin sözünü dinlemediniz hasta ettiniz kızımı. Sizin yüzünüzden de öldü. Sözümü dinlemeyip gürültü yapar,çok konuşursanız beni de öldürüp ortada kalacaksınız. Kim bakacak size?"demiş. Bir gün Selma , babasıyla dükkanda oturuyormuş. Ablaları kardeşleri amcalarına gitmişler. Selma babasının yanından ayrılmak istememiş. Hiç gürültü yapmadan hep babasına yardım ediyormuş. Anneleri çocuklar evde yokken hastalanmış ya. Babası yalnız kalır hastalanır diye yalnız bırakmak istemiyormuş. Babaları çocuklarını hiç kızmıyormuş zaten. Gürültü yaptıklarında bile.. Selma dükkanda babasına yardım etmiş, her yeri mis gibi yapmış. Elleri de acımış biraz. Radyoyu açmış. Babasının başı ağrımış. "Kızım kapat şunun sesini" demiş. Selma duymuş ama duymamazlıktan gelmiş. En sevdiği müzikler varmış. Babası biraz sonra eve gitmiş. İlaç alıp gelecekmiş.Gitmiş,gelmemiş. Selma’nın aklına hemen anneannesiyle babaannesinin söyledikleri gelmiş. Annesi zaten çocukların yaramazlığı yüzünden ölmüştü ya. Selma çok korkmuş eve çıkmış. Babasını aramış. Odaya girince bir bakmış, babası bir şeyler yapıyor. Selma çok korkmuş. Babası Selma’ya "git" der gibi işaretler yapmış. Selma gitmemiş. Babası yerde uyumaya başlayınca uyandırmaya çalışmış. Uyandıramayınca ağlamaya başlayıp komşuları çağırmış.Sonra ev kalabalık olmuş. Selma kimseye söyleyememiş ama çok üzülmüş..babası "git" dediği halde gitmemiş. Yine babasının sözünü dinlememiş. Eğer gitseydi, müziğin sesini açıp babasının başını ağrıtmasaydı babası ölmeyecekti. Selma'nın yüzünden öldü. Akrabalar çocukları paylaşmışlar. Selma ablalarından ayrılmak istememiş. Küçük kardeşini de çok seviyormuş. Halası yanına gelip "kızım sen artık benim kızımsın bizimle yaşayacaksın" demiş Selma çok mutlu olmuş. Öyle mutlu olmuş ki, halasını çok seviyormuş, istediği zaman kardeşlerime götürürler, diye düşünmüş..Halasının evine gidince "artık bunlar benim yeni anne babam" demiş kendi kendine. Ama birden korkmaya başlamış. "Annemle babamı ben öldürdüm. Yaramazlık yaptım sözlerini dinlemedim. Yeni annemi babamı çok seviyorum.Ya onlara da bir şey olursa ben ne yaparım.?" Sonra aklına bir şey gelmiş. Gece yatmadan önce yatağının başucuna oturup dua etmeye başlamış. "Allah’ım .. ben çok yaramaz bir kızım. Annem babam benim yüzümden öldü.Halamlar çok iyi insanlar. Ne olur benim yüzümden onları da yanına alma. Eğer onları da alırsan ben kimin yanında kalırım? Ne olur Allahlım bana yardım et. Hiç konuşmamam için bana yardım et. Ne zaman gürültü yapıp söz dinlemesem annem babam ölüyor. Hep susmam için bana yardım et Allah’ım. Ne söylerlerse yapacağım, onlar söylemeden hiç bir şey yapmayacağım... Ne olur onları benden alma!.." O günden sonra Selma hiç konuşmamış. Gülmemiş. "Eğer gülersem evde gürültü olur, başları ağrıyıp ölürler" diye korkmuş. Hep susmuş.. Hikayesi bitince Selma gözlerimin içine baktı ve ekledi;"Biliyor musun? Hala her gece dua ediyorum. Allah’ım ne olur konuşmayayım, konuşmamam için bana yardım et! Diye. Bazen çok mutlu oluyorum. O zaman çok korkuyorum sevinçten çığlık atarım da gürültü olur, annem ölür diye" O küçük bedeniyle ne kadar büyük bir görev üstlenmişti. Kaçımız en konuşkan, en geveze çağımızda kendimizi susturmayı başarabiliriz ki? Kaçımız bir dondurma alındığında bile sevinç çığlıkları atabilecekken, bu yoğun duyguyu bastırıp susmaya devam edebiliriz ki?Kaçımız?Bu kadar sevilmek... bu kadar değer verilmek... Psikolog / Psikoterapist Mehtap Kayaoğlu "Öpücük kutusu" adlı kitabından 6月15日 DÜNYA GENELİ BİR SORU
6月13日 Talking about ilginç gerçekler (alıntıdır)
Ünalın sayfasından çaldım!! he he heee
6月12日 DUYURUOtobüste yumurta lahmacun yasak!
Türk Ticaret Kanunu tasarısının alt komisyonda kabul edilen maddelerine göre şehirlerarası yolculuklarda yumurta, soğan,
pide ve lahmacun yiyenler, canlı hayvan taşıyanlar cezalandırılacak günün sitesiGerçekten oldukça ilginç bir haber!!!
Günümüzde elektronikleşmeyen bir çöpçatanlık kalmıştı zaten!
6月10日 kumdan heykel
5月15日 SIRADIŞI HIRSIZLIK HİKAYELERİBu zekalarını normal işlerde kullansalar. Memleket kalkınır vallahii > Artik hirsizlar, olayi profesyonellige cevirmis >durumda, aman dikkat!!! > >Yasanmis olaylardir... > > 1- Kari-koca gece evlerine donduklerinde koridorda bir adamla > > karsilasirlar. Bir anlik saskinliktan sonra yabanci adam bayana > > >>donerek "Madem bu geceyi kocanla gecirecektin, niye beni cagirdin?" > > >>diye hisimla sorar ve kizginligini belirten bazi hareketlerle evden > > >>bir anda cikar. Tabi kari-koca bu olaya bir anlam veremez > > >>baslangicta fakat erkek, karisina bu olaydan oturu bir hayli kizar > > >>ve hatta onu bosayacagini soyler. Aradan bir kac gun gectikten > > >>sonra Karakol'a cagirilan kari-koca, yakalanan suclu ile > > > >>yuzlestirilir ve olayin aslinda bir hirsizlik oldugu anlasilir. > > >> 2- Yine kari-koca evlerine donduklerinde evin icinde bir yabanci > >gorurler, bu kisi gayet sik bir takim elbise giymis ve elinde > >telsiz olan birisidir.Karsilasma aninda yabanci, evsahiplerine > >"Evinize hirsiz girdigi yolunda komsulariniz tarafindan ihbar > > aldik, ben sivil polisim, evi kontrol etmeye geldim"der ve devam >>eder, "Beyefendi asagida sokagin kosesinde ekip otomuz var, >vakit kaybetmeden siz ekip otosuna gidip sikayet dilekcesi doldurun." der >>ve erkek hizla asagiya iner. Yabanci "Hanimefendi siz de ziynet >>esyasi veya paraniz varsa onlari kontrol edin" der, bayan hemen >>altinlarinin bulundugu yere gider ve sevincle "neyse hala yerinde >>duruyorlar" demesiyle; yabanci bayanin kafasina agir bir seyle > > vurur. Yabanci da bayanin cikardigi yerden altin, para, v.s.leri > >alip hemen kacar.Koca ekip otosunu bulamayip evine geldiginde > >karisinin baygin, altinlarin da calinmis oldugunu gorur.. > > >> >> >XXXXXXX COK ONEMLI XXXXXXXXXXXXXX > > >>Ozellikle bayan arkadaslar dikkat ....... > > >>Insanlar taksiye bindigi zaman cantasini hemen >yanina koyarya...Bunu bilen uyanik taksiciler soyle bir >olay gerceklestiriyorlar. > > Bahsettigim bayan yorgun argin bir taksiye biniyor ve cantasini > > sag yanina koyuyor.Bir nefesleniim falan derken sofore gidecekleri istikameti > > soyluyor ve cantasindan selpak almak uzere sag yanina donuyor ki > > canta yok!! Once bir araniyor bakiyor yere,saga-sola canta yok!! > > Taksiciye soyluyor "cantam ile bindim fakat cantam simdi yok cek > >kenara" diye.Taksici gayet piskin "ne biliim teyze ben senin > >?antani.unutmussundur , bir yerde.inmek mi istiyorsun" diyor.Ama > >teyzem uyanik."Hayir" diyor devam et"."Herhalde unuttum biryerde.Inecegim yerde ben sana evden > >parani oderim".Yol uzerinde bir karakolun onunden gecerken,isiklarda > > duruyorlar.(Teyzem o istikametten goturuyor cunku taksiyi!)Tam >karakolun onunde aciyor teyzecim kapiyi memuru cagiriyor.Taksiyi > > kenara cektirip bir cirpida anlatiyor olayi.Meger polisler bu olayi > > >>bilirmis.Polis memuru taksiciye hemen "bagaji ac" diyor.Bagaji bir >>aciyorlar ki bagajda bir adam!!!!Binen musterinin sag ve >>soltarafina bagajdan dogru,cok ozenle yapilmis,farkedilmeyen > > delikler aciyorlar ve hooop cekiyorlar cantayi bagaja!! Canta cok > > >>buyukse cekemiyorsa icine dalip cuzdani telefonu falan aliyorlar! > > TAKSIDE BAGAJLARA dikkat! mutlaka bu notu cevrenizle paylasin. > >susmayin..sira size gelmeden.... 5月12日 İZMİR DE TEHDİT ALTINDANot: Bu tip haberleri artik Izmir'de de duymak olasi. Hatta benim duydugum pes artik dedirtecek cinsten. Olayi size de anlatayim. Artik çay, ayran, tren,yabanci gibi sözcüklere karsi beynimiz duyarli olsa da anlatacagim hakikaten berbat bir sey. Olay Gaziemir'deki (izmir) bir büyük alisveris magazasinda gerçeklesiyor. Bir anne yaninda çocuklariyla (sanirim 2 çocuk ve küçük) alisverisini yapip marketten çiktiktan sonra içeride daha görülmesi gereken çok küçük bir isinin oldgunu animsiyor ve bu is (ne bilmiyorum-fis, poset unutma vb olabilir) o kadar kisa zamanda yapilabilecek bir is ki çocuklarina siz burada durun, ben hemen dönüp gelecegim, çok küçük bir isim var, siz burada oturun diyor ve içeriye giriyor. O sirada içeride parfüm reyonunda bulunun bir adam (ki bunlar hiç de sandigimiz gibi izbandut görünüslü pala biyikli filan degildirler) bizim anneye afedersiniz esime parfüm alacagim dogum günü için de, ben karar veremedim, bir de bayan gözüyle su parfüme siz baksaniz diyor ve parfümü koklatiyor. Kadin bayilinca kaçilin esim bayildi, temiz havaya çikarirsam düzelir diyerek hizla disari çikariyor. Sonra da malum bildiginiz olay, tüm iç organlari aliniyor ve cesedi de yol kenarina atiliyor... BU OLAYLAR ACAYIP DERECEDE ARTTI, HERKES GERÇEKTEN ÇOK DIKKATLI OLSUN! BU ARTIK PARA DELILIGININ SON HADDI (MI ACABA?). BU GRUPLAR ORGANIZE OLARAK ÇALISIYOR YANI DOKTOR DA EKIP DE HEP BIR DOLASIP ÇOK KISA SÜRE IÇERISINDE ORGANLARI ALIYORLAR, NE OLDUGU BILE ANLASILMADAN YANI. EMINIM YÜZÜNÜZÜ ACI BIR IFADE KAPLADI...LÜTFEN ÇOK DIKKATLI OLALIM, GEÇTI O ESKI ANADOLU INSANININ OLDUGU DÖNEMLER....ÇOKTAN GEÇTII. TANIMADIGINIZ YABANCI KISILERDEN NE KADAR KALABALIK BIR ORTAMDA DAHI OLSANIZ KESINLIKLE YIYECEK, IÇECEK V.S . KABUL ETMEYIN. TÜRKIYE'DE ARTIK INSANLAR ÖLÜ-CANLI INSAN HAYVAN DEMEDEN ACIMASIZCA KATLEDIP PARAYA ÇEVIRMEYE BAKIYORLAR!. ; BU MAIL I TÜM SEVDIKLERINIZE, TANIDIKLARINIZA ILETIN. MAILI OKUYACAK DURUMDA OLMAYANLARA VE AILELERINIZE SÖZLÜ OLARAK ANLATIN. 5月10日 Japonyada İnternet cafeler Böyleymiş :)Japonyada İnternet cafeler Böyleymiş :)
1- Bilgisayarda calisan ogrencinin elektrik kesildikten 15 dakika sonraki
Hepimizin SORUMLULUĞU! Berrak BEBEKHepimizin SORUMLULUĞU!
Küçük Berrak'ın yardımlarımıza ihtiyacı var! Berrak, 18 aylık. Bu güzel kızın doğuştan "Spinal Muscular Atrophy (type 1)" isminde bir kas ve sinir hastalığı var. Bu yüzden artık ellerini ve kollarını oynatamıyor. Yavaş yavaş kaslarına kumanda etmesi güçleşiyor ve nefes alması bile zorlaşıyor. Yine de, bir mucize yaratabilirsek, bu minik kalp ölmeyecek. Bilgi ve desteğe ihtiyaç var. Ailesi, bu konuda çok masraf etti ve ediyor. Biricik Berrak hayatta kalsın ve rahat etsin diye, gereken birçok alet ve cihazları aldılar. Onlara yapacağımız her tür katkının faydası olacaktır. Doktorlar birkaç ay daha ömür biçmişler - ama araştırmalarımızla ve yardımlarımızla Berrak'ı hayatta tutabileceğimize inanıyorum.
http://www.berrakcanakli.org/ Lütfen Linke tıklayın! |
|||||||||||||||||||
|
|