PINAR YESILTAY... 的个人资料PINAR (YEŞİLTAY) SEVİM照片日志列表 工具 帮助

日志


10月12日

Sokak Çocuğu

Sokak Çocuğu

Bedirhan GÖKÇE

Sayfa no: yok
Cilt no : yok
Hane no : yok
Ana adı : ben sokak çocuğuyum abi
Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan,
Bilyelerini rüyalarında unutan,
Ve oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran
Çocuk varya o benim işte, o benim abi...
Sahi bir annem olmalıydı değil mi?
Ben dudaklarımda sokakları besteliyorum oysa!
Sahi abi tadı nasıldı anne sütünün?
Anneler nasıl okşardı çocuklarını?
Anne kokusu nasıldır kim bilir?
Ana ha, bir anne çizebilirmisin benim için,
Karanlığın kar soğuğu parmak uçlarına bir anne?
Ve yanına beni eklermisin abi,
Tıpkı suluboya resimlerdeki gibi sımsıcak?
Sahi abi senin gözlerini kesmiyor değil mi,
Bir köprünün soğuk, gergin ve karanlık bedeni?
Sahi sen hiç seyrettin mi aydedeyi bir köprünün altından,
Üşüdün mü abi kayan bir yıldıza bakarken?
Boşver...
Gel boyat istersen ayakkabılarını.
Ben şu ayakkabıların bağcıklarından asılıyorum hayata!
Gel boyat ayakkabılarını,
Boyat da resmi çıksın dostun, düşmanın tüm kaldırımların.

Sayfa no yok
Cilt no yok
Hane no yok
Yokların varlığında tam göbek bağından hiç yakalandın mı hayata?
Bir de, bir de babam olmalıydı değil mi?
Beni dövecek bir babam bile yok biliyor musun?
Nasırlı ellerinde şevkat arayacağım bir insan.
Kimbilir, bayramlarda neler alır babalar çocuklarına?
Unutmuşum, bayramlarınız da vardı sizin öyle değil mi? Arifeleriniz,
Bayramlarda temize çekilen dostluklar vardı sonra.
Oysa ben kırık dökük ıslıklar ısmarlıyorum güneşe ve mehtaba,
Yankısız, bestelenmemiş ve bestelenmeyecek serseri ıslıklar.
Bir babam olsaydı belki yeterdi.
Çocuk olurdum eskisi gibi, şımarırdım öylesine.
Boşver abi...
Kimin neyine bayram, kimin neyine hediye,
Baba kimin neyine abi?
Sahi senin düşlerin vardır.
Göremediğin rüyanın düşünü kurar mısın hiç?
Ahmet bir düş görmüş geçenlerde.
Köprü altında tanıştık, yorgun ve geç gelen bir gecede.
Utanırken anlattı, anlatırken utandı.
Bir ip bağlamış gökkuşağına,
Bak ana diyormuş uçurtmamı gördün mü?
Ya uçurtmamın gölgesinde bilye oynayan çocukları?
Ahmet'in düşü işte...
Bana düşlerini kiralar mısın abi?
Bedava boyarım ayakkabılarını.
Bana düşlerini, düşlerini abi?
Boşver, boşver...
Bak iyi parlayacak bu ayakkabılar,
En parlak ayakkabılarınla yürüyeceksin yaşama.
Sen düşünme, sokaklar düşünsün beni.
Gazete manşetleri,
Üçüncü sayfa haberleri düşünsün,
İsimsiz bir damla gözyaşı düşünsün,
Sen beni düşünme, düşünme be abi...
Nasıl olsa ben,
olmayan ayakkabılarımın sıcaklığıyla basıyorum tüm kaldırımlara,
Olmasa da anne babası sokakların,
Sokak çocuğuyum ben, sokak çocuğuyum...
Kazanılmadan kaybedilmiş bir geleceğin herhangi bir yerinde,
Ben sokak çocuğuyum abi!
Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan,
Bilyelerini rüyalarında unutan,
Oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran çocuk varya,
İşte o benim, o benim abi, o benim abi...

 

3月31日

avuç içlerinin kokusu

Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
ayrılık gizlendiğine
belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
dereceden failidir"
denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
etmiş olmasalardı eğer!!
2月12日

AYRILIK HEDİYESİ

 
 
 

 

AYRILIK HEDİYESİ

 

şimdi saat sensizliğin ertesi
yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
avutulmuş çocuklar çoktan sustu
bir ben kaldım tenhasında gecenin
avutulmamış bir ben...

şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
bu da benden sana
ayrılığın hediyesi olsun

soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan doyurabilmek
ve haksızlık etmeden doğan güneşe
bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
şimdi iyi niyetlerimi
bir bir yargılayıp asıyorum
bu son olsun be..bu son olsun!
bu da benim sana
ayrılırken mazeretim olsun!

şimdi saat yokluğunun belası
sensiz gelen sabaha günaydın!
işi-gücü olanlar çoktan gitti
bir ben kaldım voltasında sensizliğin
hiç uyumamış bir ben...

şimdi dişlerimi sıkıp
dudaklarıma kanamayı öğrettim
ki bu kızıl damlalar
körpe yanağında bir veda busesi olsun
bu da benden sana
heba edilmiş bir aşkın
son nefesi olsun...

kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek
ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
bütün saatleri öylece durdurabilmek için
çıldırasıya paraladım kendimi
lanet olsun!
artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
olsun be! ne olacaksa olsun!
bu da benim sana
ayrılırken şikayetim olsun

gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun)

 

Yusuf Hayaloğlu

 

herşey sende gizli

 

     Her Şey Sende Gizli
 

 
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
..........
..........

 

Can Yücel

2月10日

dostluk

 

Zaman zaman sanal alemde de gerçek dostluklar kurulabiliyor... Sevgili IRFAN BEY in yolladıgı bu güzel CAN DÜNDAR yazısını paylasmak istedim...

 

 

 

Hani, diyorum da, insanın
gerçekten mükemmel bir dostu olsa... "Onu", öyle,  içine
sindire sindire, kocaman bir sarılsa...

Ne iyi
olur degil mi? Dostunuz! dostunuz var mı? Kadın yada erkek... Hiç 
fark etmez.

Gerçek dostun cinsiyeti olmaz. Paylastıgıınız
birileri var  mı?

Var ise
mesele yok. Yok ise, gidin bulun hemen! Sırlarınızı paylastıgınız...

Özlediginizi açık yüreklilikle söylediginiz..
"Canım benim!.. dediginiz.

Telefonda bile saatlerce konustugunuz, sıcacık biri...

Onu
görmediginizde  yüreginizin "pıt pıt" attgını hissettiginiz, bir
dostunuz var mı?

Dert  ortagı, sohbetlerinizi paylastıgınız, yalnzlıgınızıı anlattıgınız,  sevincinizi hisseden
biri...

Yalnız kaldıgınızı düsündügünüzde, birilerine
öfkelendiginizde, sevdiklerinizi özlediginizde,hayal kurdugunuzda yanınızda  o var mı?

Sizi
hiç yalnız bırakmayan biri... Cesur, sempatik, azimli,  kararlı,
Arayan, soran,"Seni özlüyorum" diyen biri. Böyle bir canlı ile herseyi konusabilir, paylasabilirsiniz.


Yanıltmaz! Anlayı
ş la karsılar her seyi... Hatalar, günahlar, sevaplar... Her bir seyi konusabilirsiniz onunla. Hiç yalnız
kalmazsınız nitekim... Böyle bir dost bulmak için
fazla  bir arayı
ş içinde olmanıza
gerek yoktur. O kendili
ğinden çıkagelir zaten. 

(Elektrik olayı ..) Bir gün bir
bakarsınız kar
ş ınızda... Bir de bakmışsınız  sımsıcak
sohbetler, derin konular, sırlar,
payla
ş ımlar... Kimseye  söyleyemediğinizi, en
yakınınıza anlatamadı
ğ ınız, geçmişteki
izleri,  gelece
ğ e dairlerinizi, sadece ona
anlatırsınız. Kadın, erkek, bir
dost  bulun! Ama gerçek olsun.

Aradı
ğ ında işinizi de ğil, sizi soran...
Kötü  gününüzde ev sahibi, iyi gününüzde kiracınız olsun. Anlatsın, konu
ş sun,  açık
seçik, korkmadan ya
şasın. Güvensin!

Cinsiyeti olmasın! Bir kartal kadar  hain,
bir maymun kadar
şaklaban, bir  ceylan
kadar narin olsun. Dog rular  söylesin.
Gerçekçi olsun. Yanıltmasın, kandırmasın!
İ çten, sevecen, sempatik, sevdalar, özlemleri
anlayabilen biri olsun. Anlasın! A
ğzıyla
de
ğ il, gözleriyle ve kalpten konuşsun. Ya şasın!
Doya doya ya
şasın, doya  doya ya şatsın. Beyninden değ il, yüreğinden versin.
"Olsun varsın! Payla
ş ırım."  desin.


Bir
dostunuz olsun. Sizi ve benli
ğinizdekileri paylaş sın... Dost  olsun!
Ama...

Gerçek bir dost..!

Can Dündar

1月23日

ŞİİR...

ARKADAŞIM OZAN'DAN İLK GÖZAĞRISINA

 

bazen bi söz,bi bakış yeter

her şeyi anlatmaya;

bazen bi gülüş,bi dokunuş yeter

hayata bağlamaya

 

aslında satır aralarında

gizlidir hayatın anlamı

ve sen öğrettin bana

sensizliği,ağlamayı

 

şimdi gidiyorsun

ve dur demiyeceğim

çünkü biliyorsun

gidersen öleceğim

12月6日

EĞER

                       Eğer
 

 

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

..........
..........

 

Can Yücel

11月28日

BENİ GÜZEL HATIRLA

BENİ GÜZEL HATIRLA

Beni güzel hatırla
bunlar son satırlarım bebeğim.
Farzetki bir rüzgardım
esip geçtim, hayatından meleğim.
Yada bir yağmur oldum
yağdım yüreğine.
Sonra ruhun çekti suyu
kaybolup sonsuzluğa gömüldüm kadınım...

Belki bir rüya'idim
senin için uyandım.
Ve ben bittim kadınım...

Beni güzel hatırla
sevdim seni, çok sevdim.
Herşeyimle sana sırdaş oldum
sevgili oldum, aşk oldum, eş oldum....

Yüzüne vuramazdım eksikliğini
özünü hiç kınamadım.
Alışıktım hep vefazsızlığa
el oldum aldırmadım.

Beni güzel hatırla
bir çok şiir yazdım sana.
Şiirler yazıyorum yine her gece sana
çoğunu inan okumadım.
Saklayacağım
günahını, sevabını içimde.
Bak sessizce gidiyorum
sonsuzluğa sanki gömülüyorum.
Senden öncekiler gibi
sende anlayamadın...

En güzel şiirleri
gözlerine baka, baka yazdım.
Yaşanmış sevgiler bırakıyorum
sakladığım her köşeye, bulursun diye...

Beni güzel hatırla
sana unutulmaz bir ben bırakıyorum.
Sana en yorgun bir şile sabahı
gülüşümü, gözlerimi sana tenimi bırakıyorum.

Cahit İpekoğlu



11月26日

...IRAK...

 

Zavallı Sevgili IRAK

Merhamet hür Dünyaya bu kadar mı Irak ' ta?

Ben Basralı Ömer,
Belki haberin yoktur diye yazıyorum Mr. Franks.
Önce demokrasi yağdı göklerimizden,
Sonra özgürlük geçti üstümüzden
Palet palet.
Ve insan hakları Namlularından
Saniyede bilmem kaç adet.
Demokrasi bizim eve de isabet etti
Bir gün sonra anladım koptuğunu ayaklarımın.
Tam onsekiz adet insan hakları saymışlar
Vücudunda babamın.
Annem yoktu zaten
Ben doğarken ilaç yokluğundan ölmüş
Ambargo falan dediler ya Anlamadım
Çocukluk aklı işte
Oluşmadan sökülmüş.
Sizde de barış böyle midir Mr. Franks?
İnsan hakları çocukları yetim
Ve ayaksız bırakır mı orda da?
Düşer mi ayın kan gölüne aksi
Güpegündüz düşer mi Pazar yerine demokrasi?
Zenginlik insanları korkudan uykusuz bırakır
Kuşlar gökyüzünü terk eder mi orda da?
Babamla mırıldandığım son dua dilimde
ayaklarımın hastanede Ve giymeye
kıyamadığım pabuçlar Kaldı elimde.
Çocukların var mı Mr. Franks?
Al, oğluna götür onları bari işe yarasın
Kim bilir belki baktıkça
Bazen beni hatırlasın.
Bu nasıl demokrasi Mr. Franks?
Düştüğü yeri yaktı
Merhamet hür Dünyaya
Bu kadar mi Irak ' tı? size

ISLAK GÜL

ISLAK GÜL

Seninle paylaşmak uykularda en büyük günahlari
Seninle uyanmak nice çılgın gecelerden sonra
Alır götürür beni kokun uzaklara en uzaklara
Ağzın dudaklarımda ıslak bir güldür sabahları

Tenin çekiyor beni tenin tutmuş saçlarımdan
Afrikalı kölenim senin, esirinim, mecburunum
Gözlerin değmese gözlerime kahrolurum
Ölürüm çekersen ellerini avuçlarımdan

Dönsün başım tutuşsun damarlarımda kanım
Gel otur yanıbaşıma erişilmez kadınım
Yum iri gözlerini, devir kirpiklerini
Ser önüme bir hazine gibi güzelliklerini

Sana en muhtaç olduğum su anda gel
Yasamak olsan da gel, ölüm olsan da gel.

Ümit Yasar Oğuzcan

 

 

 

izmir'deb

 

İzmir'den Yol Var

İzmir’den, gün batımın da
Her akşam bir yol gider denizden güneşe...
Davetkar, kendine geleceği bekler
Sonra zayıflar ışıklar yol kaybolur.
Batarken sularda aydınlıklar.
Sevdayı yüklenirler omuzlarına
Bir gönül yolcusu daha ah eder sızılarla
Vurgun yemiş gönlüyle ahlarda.
Bir başka yerde, bir umut doğar.
Deniz durulur, sakinleşir.
İçindekini asla göstermez artık.
Martılar susar, karabataklar dalmaz.
Bitmiştir günün son telaşı.
Güneşle beraber, görünmeyen
Yıldızlar belirir karanlıklarda...
Bir gurbet yolcusu daha.
Yetişemez giden yola.

 

 

SEVGİ ÜZERİNE

 

SEVGİ SEVGİ SEVGİ ÜSTÜNE

Sarp ve kayaliktir sevginin yollari,
Ama icinize ates dustu mu izlemekten geri durmayin,
Gerci sozleri duslerinizi darmadagin edebilir,
Ama sizinle konustugu zaman yine de ona inanmamazlik etmeyin,
Cunku basiniza taci oturtacak olan da,
Sizi carmiha gerecek olan da sevgidir,
Tipki puskullerin misiri sarislari gibi sevgi de sizi kendisine sarar,
Soyunmaniz ve onunde ciplak kalmaniz icin sizi zorlar,
Bembeyaz kesinceye dek evirir, cevirir, aci verir caniniza,
Boyun egdirinceye dek ezer, yogurur sizi,
Sevgi tum bunlari basarir, yeter ki siz kalbinizin sirlarini ogrenin,
ve bu yolla Hayatin yureginden bir parca olun,
Ama diyelim ki korkulara kapilmissiniz
,
Ve sevgiden salt bir huzur ve zevk bekliyorsunuz,
O zaman bir an once ciplakliginizi ortun ve sevginin zorlu duzeninden uzaklasip
Mevsimleri olmayan bir dunyaya siginin daha iyidir,
Karsisindakine kendinden baska birsey vermez Sevgi,
Ve kendinden baska hicbirseyi geri almaz,
Cunku sevgi kendi kendini butunler ve kendi kendine yeterlidir,
Sevginin kendini mutlu etmekten ote hicbir arzusu yoktur,

 
Ama eger sevgiye kapilmissaniz ve tutkulariniz olsun istiyorsaniz,
Sunlari kendinize secin;
Tutkunuz,sevginin icinde erimek olsun,
Tutkunuz,asiri duygusal davranislarin getirecegi acilari tanimak olsun,
Tutkunuz,kendi Sevgi anlayisinizla kendinizi vurmak olsun, Varsin istekle ve coskuyla aksin kaniniz,
Tutkunuz,kanatlanmis bir yurekle sabaha gozlerinizi acip sevgi dolu bir gune baslayabiliyor olsun tesekkur etmek olsun,
Tutkunuz,gun ogleye eristiginde oturup sevginin heyecanini dusunmek olsun,
Tutkunuz,gun aksama erdiginde evinize minnet dolu bir yurekle donebilmek olsun,
Ve yureginize gomdugunuz sevgili icin iyi birseyler dileyip yatin;
Dudaklarinizda onu yucelten bir sarki olsun...

Halil CİBRAN

DOSTLUK

 
DOSTUM KADİR'E .....
 
 
 
Biri beyaz biri kara iki kedi..
Birbirlerinin omzuna kollarını dolamışçasına birbirlerine şefkatle sarılarak,
birbirlerine dayanarak yola çıkmışlar.
Gölgeler akşamüstünü söylüyor.
Yorgun bir günün sonunda eve dönüyorlarmış gibi.
Yüzlerini görmüyoruz ama eminim mırıl mırıl konuşuyorlardır.
Belli sınanmış, denenmiş bir dostluk bu,
Uzun yolları da göze alabilen bir dostluk

Ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz?
Akşam üstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz,
Omzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun,
Belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı ayakların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu,
Değerini biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz? ...

Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp
Kendimizi hep ilerde bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına,
Bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?
Karşımıza erken çıkmış insanları yolumuzun dışına sürüklerken
Bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?

Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir,
Her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir.
Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların
Savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün...

Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz,
Ya da olanlar olması gerekenler değildir.
Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz,
Gün gelir kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir...

Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir
Kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak.
Bazılarının gelecekte sandıkları 'bir gün' geçmişte kalmıştır oysa;
Hani şu karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığınız,
Omzunun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip
'Nasıl olsa ilerde bir gün tekrar karşıma çıkar.' dediğinizdir.
Oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir O,
Boş yere bu sokaklarda aranırsınız...

MURATHAN MUNGAN
 
 

Victor Hugo 'dan

Ne kadar değişmişsin ben görmiyeli,
Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
Hüzün rengi almış saçlarının her teli
Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
Ne kadar değişmişsin ben görmiyeli

Böyle mahsun kederli değildin eskiden
Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
Baygın kokusuna anılarla beraber giden
Böyle mahsun kederli değildin eskiden

Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Ağlamaktan mı karadı gözlerin
Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin
Şimdi neden yaşardı gözlerin
Hasta mısın, yorgun musun nen var
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar

Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz
Keder sana yakışmıyor gül biraz
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
 
- Victor Hugo -

BEKLEYENLER İÇİN.... / Ü.Y.O

     
BEKLEYENLER İÇİN....

Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir siyah saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor
Gökyüzüne baksam
Gözlerinin binlercesine görürüm
Bir rüzgar değse yüzüme
Ellerini düşünmeden edemem
Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
Tadı senden gelir
Yediğim yemişlerin
İçtiğim içkilerin
Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
Bu emsalsiz hüzün
Seni beklediğim içindir

Resmine bakamaz oldum
Uykulardan korkuyorum artık
Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
Şu ayna karsısında güzelliğini seyretmeni
Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

Ve şu saat geldiğin anda
Durabilir sevincinden
Zaman çıldırabilir
Çünkü benim dünyamda
Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.
Bir çocuk dogmayı bekler
Bir ağır hasta ölmeyi
Bitkiler yağmur ve güneşi bekler
Yalnız bir kadın sevilmeyi
Ve düşün ki bir adam
İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
Seni bekler
Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

Sen gelinceye kadar
Pencerem kapalı duracak
Rüzgar gelmesin diye
Artık perdeleri açmayacağım
Gün ışığı girmesin diye
Sonra kahrolacağım
Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
Ve günlerce gecelerce haykıracağım
Nerdesin diye, Nerdesin?
Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
Biliyorum
Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek
Yıllarca sonra
Öldüğüm gün bile gelsen
Butun bu bekleyişimi ve olduğumu unutup
Çocuklar gibi sevineceğim
Kalkıp sarılacağım ellerine
Uzun uzun ağlıyacağım.
 
 
- Ümit Yaşar Oğuzcan - 
 

11月13日

Bir Garip ORHAN VELİ...

BÜTÜN güzel kadınlar zannettiler ki
Aşk üstüne yazdığım her şiir
Kendileri için yazılmıştır.
Bense daima üzüntüsünü çektim
Onları olsun diye yazdığımı
Bilmenin.

demiş şair.. Hangi şair?.. En güzel aşk şiirlerini yazanlardan biri.. Orhan Veli..

Yarın onun ölümünün 55'inci yılı..
 
Ruhu Şad olsun... Allah Rahmet Eylesin...

DAVET

DAVET

Bekliyorum
Öyle bir havada gel ki,
Vazgeçmek mümkün olmasın.
 

Orhan Veli Kanık

10月26日

ÖĞRET ONA


Noy: Aşağıdaki yazı İRFAN Bey'in adresinden "blog it" edilmiştir

ÖĞRET ONA

Zaman alacak biliyorum, fakat eğer

öğretebilirsen ona,
Kazanılan bir liranın,
bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret.

Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve
hem de kazanmaktan neşe duymayı.

Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen,
Sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.

Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte

galip olduklarını...

Eğer yapabilirsen, ona kitapların

muzicelerini öğret.

Fakat ona sessiz zamanlar da tanı.
Gökyüzündeki kuşların, güneşin altındaki arıların,
ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin
ebedi gizemini düşünebileceği.

Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan

ok daha
onurlu olduğunu öğret ona.

Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret.
Herkes ona yanlış olduğunu söylediğin de dahi.

Tüm insanları dinlemesini öğret ona,
Fakat tüm söylediklerini gerçeğin eleğinden

geçirmesini,
ve sadece iyi olanları almasını da öğret.

Eğer yapabilirsen, üzüldüğün de bile
nasıl gülümseyeceğini öğret ona.

Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.

Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı

verene satmasını,
Fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna
fiyat etiketi koymamasını öğret.

Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını

tıkamasını öğret ona.

Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa,
dimdik dikilip savaşmasını öğret.

 

(Abraham Lincoln tarafından oğlunun

öğretmenine yazılmış bir mektup.)

DOST

ALLAH HEPİMİZE BÖYLE DOST BULMAYI VE BÖYLE DOST OLMAYI NASİP ETSİN...

 
 
DOST
 
Ülkenin birinde iki gerçek dost yaşarmış.
Birinin malı, ötekinin malı gibiymiş.
Anlaşılan o ülkede dostluk, bambaşkaymış...

Bir gece ülkede herkes dalmış derin uykulara.
Orada güneş battı mı, fırsat bu fırsat der,
uykunun tadını çıkarırmış millet.

Gece yarısı bizim dostlardan biri, fırlamış yatağından,
koşmuş doğru dostunun evine.
Uyandırmış hizmetçileri tatlı uykularından...

Dostu, yukarıdan duymuş sesini. Hemen kaptığı gibi
kılıcını, kesesini, koşmuş dostunun yanına...

"Hayrola!" demiş, merak içinde, soluk soluğa...
"Sen, kolay kolay uyandırmazsın kimseyi,
uykuyu da seversin üstelik.
Kumarda kaybettiysen; al şu keseyi.
Evini bastılarsa; işte buradayız ben ve kılıcım.
Haydi gidip haklarından gelelim.
Yalnız yatamaz mı oldun yoksa???
Benim güzel cariyeyi al git öyleyse..."

"Yok a canım." demiş dostu... "Ne o, ne de bu.
Rüyamda biraz düsünceli gördüm seni...
Sakın başı dertte olmasın deyip koştum.
Kusura bakma dostum!"


Gerçek bir dostu olmak ne güzel bir şey!
Derdini açmanı beklemez bile...
Kendi bulup söylemek ister, belki sen çekinirsin diye.
Sevdiği insanın üstüne titrer,
bir düşten, bir hiçten nem kapar

 

YAZARI BILINMIYOR