| PINAR YESILTAY... 的个人资料PINAR (YEŞİLTAY) SEVİM照片日志列表 | 帮助 |
|
|
10月31日 YENİ WEB SAYFAM10月17日 Nobel e Bir de bu gözle bakın... Tarafsızca okuyun!
Bir Yorum
SADECE BİR YORUM > Gazeteler; TGRT'den yüklü maaş, lüks cip ve araba alan ünlü artistlerin > dudak uçuklatan anlaşmalarını yayınlıyor. Bir şarkıcıya toptan 3 milyon > dolar, ötekine ayda seksen milyar maaş, berikine 700 bin Dolar... > Bu arada hediye edilen yüz bin dolarlık cipler, trilyonluk villalar da > caba. Peki, bu durum sadece TGRT'de mi böyle? > Hayır! Son yıllarda medya ve eğlence sektöründe, Amerika'ya parmak > ısırtacak rakamlar telaffuz edilmeye başlandı. Milyonlarca dolarlık > transferler, yüz-yüzelli bin dolar aylık maaşlar herkesin çenesini > yoruyor. kendisini dinleyenlere göbek attırma hünerine sahip şarkıcılar, > milyonlarca dolarlık servetin sahibi oluyor. > Görgüsüz "sosyete" düğünlerinde şarkı-türkü söyleyenler bir gecede iki > "ekstra" çıkarıp 100 bin doları cebe koyuyor, ertesi gün programları > için sete, bir sonraki gün de dizilerine koşuyorlar. Peki bu adamlar > kadınlar, topluma hangi katkıda bulunuyorlar da bu servetlere kavuşuyorlar > dersiniz? Bu paraları kim ödüyor ve daha önemlisi neden ödüyor? > *** > Bu soruların cevabı basit: Bir takım hanende sazende takimi, bizden > enayilik vergisi alıyorlar. Onlara bu büyük serveti kazandıran şey; bizim > toplumsal enayiliğimiz. Değerler sistemi aşırı derecede bozulmuş, > ayakların > baş başların ayak olduğu bir toplumda yaşanan çarpıklığın, her el çırpan > kişinin arkasından ağzı açık ayran budalası gibi koşmamızın sonucu bütün > bunlar. Kendileri gibi erkek olan arabesk şarkıcısının çıplak ayaklarına > dokunabilmek için birbirini ezen kalabalığın psikopatolojik yansımaları. > Her taraflarından löpür löpür et ve yağ fışkıran terli eşcinsel > şarkıcılara > hayranlıkla bağlı olan ve onların > söylediği şarkının ritmine uyarak kalça tokuşturan aslan parçası > erkeklerimizin eğlence dünyası. Adamlar ve kadınlar, böyle bir toplumdan > enayilik vergisi tahsil etmesin de ne yapsın! > *** > Siz siz olun; sakin Mehmet Akif'in, istiklal marşının ödülünü almamasını > ama son günlerinde çektiği sefaleti unutun, Nazım Hikmet'e sahip çıkmayın, > Sabahattin Ali'yi kim öldürdü diye sormayın, Melih Cevdet Anday ne yapıyor > diye merak etmeyin, Türkiye'nin AB'ye alınması karşılığında hangi bedelle > karşı karşıya olduğuyla ilgilenmeyin, Fazıl Hüsnü Dağlarca nasıl geçiniyor > diye aklınıza takmayın, Avni Arbaşı ziyarete gitmeyin, Cemil Meriçin > kitaplarına el sürmeyin. Doğdukları ev müze yapılacak, adlarına enstitüler > kurulacak, üniversite doktoraları hazırlanacak değerlerinizi bir an önce > tepelemeye bakin. > Çünkü kültür, şiir, resim, nitelikli müzik, düşünce gibi kavramlar bu > millete zararlıdır. Allah korusun, onun aklini falan bozar! Bu insanların > çıktığı televizyon kanallarını hemen "zap"layıp, kalça-göbek lümpen > eğlence > dünyasına zıplayın. Ve paşa paşa enayilik verginizi ödeyin. > Sonra sokaklara çıkıp "Bütün dünya şaşırma, sabrımızı taşırma!" diye > bağırın. Bizler gibi bir avuç insana da "damarlarımızda mevcut olan asil > kanı" arayarak ömür tüketmek düşsün. Bence bu yazıyı forward yapmak vatan > hizmeti olur. > Zülfü Livaneli 10月13日 FRANSA ve CEZAYIRİşte Fransanın Cezayire yaptığı soykırım !!! http://youtube.com/watch?v=GEyXkAMmYPg yorumlarınızı video görüntüsünün altındaki "comments" bölümüne yapın. 10月12日 SONUNDA NOBEL ÖDÜLÜNÜ ALAN BİR TÜRK YAZARIMIZ ... TANIYALIMNobel Edebiyat Ödülü ORHAN PAMUK'un Nobel Edebiyat Ödülü bu yıl Orhan Pamuk'a verildi.Orhan Pamuk, 1,4 milyon dolar para ödülü ile altın madalya alacak. NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ ORHAN PAMUK'UN
Nobel Edebiyat ödülü Orhan Pamuk'a verildi. İsveç Akademisi, "kültürlerin çatışma sembolleriyle ilgili çalışmaları nedeniyle bu ödülün Pamuk'a verildiğini açıkladı. Akademinin açıklamasında, "yaşadığı kentin melankolik ruhunu arayışında Pamuk'un, kültürlerin çatışması ve birleşmesinde yeni semboller bulduğu" ifade edildi. PAMUK, PARA ÖDÜLÜ VE MADALYA ALACAK Nobel Edebiyat Ödülü bu yıl Orhan Pamuk'a verildi.Orhan Pamuk, 1,4 milyon dolar para ödülü ile altın madalya alacak. İsveç Akademisinin açıklamasında, "Pamuk'un, yaşadığı kentin melankolik ruhunu arayışında, kültürlerin çatışması ve birleşmesinde yeni semboller bulduğu" belirtildi. Pamuk'un, büyürken geleneksel Osmanlı aile ortamından daha Batı yönelimli bir yaşam tarzına dönüşüm deneyimini geçirdiği şeklindeki anlatımının hatırlatıldığı açıklamada, yazarın bu konuya, Thomas Mann'i takiben, bir ailenin üç neslinin hikayesini anlattığı ilk romanında (Cevdet Bey ve Oğulları)değindiği kaydedildi. Açıklamada, Pamuk'un uluslararası başarısının üçüncü romanı "Beyaz Kale" ile geldiği, bu romanın 17. yüzyıl İstanbul'unda geçen tarihi bir roman olarak yazılmakla birlikte, içeriğinin farklı türdeki öyküler üzerinden egomuzun nasıl oluştuğuna ilişkin bir öykü olduğu, kitapta kişiliğin değişen bir yapı olarak gösterildiği ifade edildi. Özgeçmiş 1952'de İstanbulun tanınmış burjuva ailelerinden birinin son çocuğu olarak Nişantaşı'nda doğdu. Babası IBM firmasının Türkiye bölümünde genel müdürlük yapmış olan Gündüz Pamuk, annesi 1700'lü yıllarda Girit valiliği yapmış olan İbrahim Paşa'nın soyundan Şeküre Hanımdır. Orhan Pamuk, Cevdet Bey ve Oğulları (1982) kitabındaki gibi bir ev ve ailede, İstanbul'un Nişantaşı semtinde büyüdü. Uzun yıllar ressam olma hayali kurarak Robert Kolej'de okudu. İstanbul Teknik Üniversitesi'nde okurken, mimar ya da ressam olamayacağına karar verip okulu bıraktı. Devam zorunluluğu olmadığı için yazıya daha çok vakit ayırabileceğini düşünerek İ.Ü. Gazetecilik Enstitüsü'ne girdi ve buradan mezun oldu. Bu mesleği Kar romanı dışında hiç yapmamıştır. 1985-1988 yılları arasında Iowa Üniversitesi tarafından verilen "International Writing Program" (IWP) kursuna katıldı. Amacı dünyanın değişik bölgelerinden gelen ve gelecek vaat eden yazarların Amerikan hayatını tanımaları ve kitaplarını yazabilecek güzel bir ortama kavuşmaları olan kurs sonrasında kendi deyimiyle "hayatı değişti". İlk kitabından itibaren yurtiçinde ve yurtdışında ödüller aldı. Kitapları hem çok sattı hem de edebi açıdan olumlu tepkiler aldı. Orhan Pamuk, insan hakları, düşünce özgürlüğü, demokrasi ve benzeri konulardaki düşüncelerini makaleler ve söyleşiler yoluyla aktarmaktadır. Yazar, Kürt sorunu ve Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili bazı sözleri nedeniyle yargılanmıştır. Orhan Pamuk, Kar kitabını, Türkiye'nin etnik ve politik meseleleri üzerine kurulu bir politik roman olarak tanımlamaktadır. Romanlarının dışında, yazılarından ve söyleşilerinden seçmelerin ve bir hikâyesinin yer aldığı Öteki Renkler ve Ömer Kavur'un yönettiği Gizli Yüz adlı filmin senaryosu vardır. Bu senaryo, Kara Kitap romanındaki bir bölümden yola çıkılarak yazılmıştır. Benim Adım Kırmızı 34 dile çevrilmiş, Kar adlı kitabı Amerika'da 2004 yılında "yılın en iyi 10 kitabından biri" olarak gösterilmiştir. 2006 Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştır. Nobel Ödulünü kazanan ilk Türk'tür. Yayımlanmış eserleri Yazarın son kitabıCevdet Bey ve Oğulları, roman, İstanbul, Can Yayınları, 1982 Sessiz Ev, roman, İstanbul, Can Yayınları, 1983 Beyaz Kale, roman, roman, İstanbul, Can Yayınları, 1985 Kara Kitap, roman, İstanbul, Can Yayınları, 1990 Gizli Yüz, senaryo, İstanbul, Can Yayınları, 1992 Yeni Hayat, roman, İstanbul, İletişim Yayınları, 1995 Benim Adım Kırmızı, roman, İstanbul, İletişim Yayınları, 1998 Öteki Renkler, yazılarından ve söyleşilerinden seçmeler, 1999 Kar, roman, İstanbul, İletişim Yayınları, 2002 İstanbul: Hatıralar ve Şehir, anı, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları (YKY), 2003 Ödülleri 1979 Milliyet Roman Yarışması Ödülü Karanlık ve Işık (iki yazarlı) 1983 Orhan Kemal Roman Ödülü Cevdet Bey ve Oğulları 1984 Madaralı Roman Ödülü Sessiz Ev 1990 Independent Yabancı Roman Ödülü (Birleşik Krallık) Beyaz Kale 1991 Prix de la Découverte Européene (Fransa) Sessiz Ev (Fransızca çevirisi nedeniyle) 1991 Antalya Altın Portakal film festivali en iyi senaryo Gizli Yüz 2002 Prix du Meilleur Livre Etranger (Fransa) Benim Adım Kırmızı 2003 Premio rinzane Cavour (İtalya) Benim Adım Kırmızı 2005 Alman Kitap Sanatı'nın Barış Ödülü (Almanya) 2005 Prix Medicis Etranger (Fransa) Kar 2006 Nobel Edebiyat Ödülü Sokak ÇocuğuSokak ÇocuğuBedirhan GÖKÇESayfa no: yok
ilginç bir firar hikayesiAmerika'da, müebbet hapis cezasına çarptırılan bi adam, sabah akşam hapishaneden kaçmanın yollarını düşünüyomuş. Bi gün bahçede volta atarken gardiyanların bi tabutu cenaze arabasına yüklediğini görünce nihayet aylardır aradığı fikri oracıkta bulmuş. Burası büyük bi cezaevi olduğu için her hafta mutlaka 2-3 kişi Tanrı'nın rahmetine kavuşuyomuş. Mahkum, gardiyanlardan birine, cenaze olduğu bi gün tabuta konularak kaçırılması karşılığında epey yüklüce para teklif etmiş. Gardiyan korktuğundan başta biraz mızırdanmış ama sonra paranın cazibesine kapılıp kabul etmiş. Gardiyan adama, gece cenazelerin bekletildiği yerin anahtarından yaptırıp vermiş. İlk cenazede adam tabutun içine girecekmiş. Cenaze defnedildikten sonra da, gece gardiyan gelip adamı mezardan çıkaracakmış. Plan aynen uygulamaya konmuş. Kaçma ateşiyle yanıp kavrulan mahkum ölüye aldırmadan sıkış tepiş tabutun içine girmiş. Sabah da gardiyanlar tabutu cenaze arabasına yüklemişler ve mezarlığa götürüp laf olsun diye yapılan bir dini törenle gömmüşler. Mahkum tabutun içinde sabırsızlanarak gardiyanın gelip onu çıkarmasını bekliyomuş. Epey vakit geçtiği halde gelen giden olmayınca biraz biraz endişelenmeye başlamış. Bayağı bi zaman geçip de hala gelen olmayınca bizimki hafiften tırsmaya başlamış. "Acaba kendim çıkabilir miyim?" diyerek etrafı araştırmak istemiş. Cebinden zar zor çakmağını çıkarıp yakmış. Tabutun üstünü incelerken gözü bi an yanındaki ölüye takılmış. Ve o an donup kalmış! Yanındaki ceset anlaşmayı yaptığı gardiyanmış!.., ALINTIDIR... 9月9日 şarkı sözü
9月6日 BahaneİŞTE ERKEKLERİN BİRER MELEK OLDUĞUNUN KANITI... ;)) Bir gün ormancının biri dalları nehrin üzerine sarkan ağacın dallarını keserken baltasını suya düşürür. "Aman tanrım" diye bağırdığında bir peri belirir ve "Ne diye bağırıyorsun?" der. Ormancı baltasını suya düşürdüğünü ve yaşamını sürdürebilmek için o baltaya ihtiyacı olduğunu söyler. Peri suya dalar ve elinde bir altın balta ile tekrar belirir. "Baltan bumuydu ?" diye sorar. Ormancı "hayır" diye cevaplar. Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüş bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. "Baltan bu muydu?" Ormancı yine "hayır" diye cevaplar. Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. "Baltan bu muydu?" Ormancı "evet" der. Ormancının dürüstlüğü perinin çok hoşuna gider ve baltaların üçünü de kendisine verir. Ormancı mutlu bir şekilde evine döner. Bir zaman sonra ormancı eşiyle birlikte nehir boyunca yürürken karısı suya düşer. Ormancı "aman tanrım" diye bağırır. Peri yine belirir ve sorar: "Ne diye bağırıyorsun ?" Ormancı "karım suya düştü" der. Peri suya dalar ve Jennifer Lopez ile birlikte geri döner. "Senin karın bu mu?" diye sorar. Ormancı "evet" der. Peri sinirlenmiştir, "Yalan söylüyorsun, gerçek bu değil" der. Ormancı "özür dilerim peri, ortada bir yanlış anlaşılma söz konusu. Eğer Jennifer Lopez için hayır deseydim bu sefer Catherine Zeta-Jones ile geri dönecektin, ona da hayır deseydim karımla dönecek ve her üçünü de bana verecektin. Ben fakir bir adamım ve üç karımın sorumluluğunu taşıyabilecek durumda değilim. Jennifer Lopez'e evet dememin sebebi budur.." Bu hikâyeden alınacak ders: Ne zaman bir erkek yalan söylüyorsa bunun iyi ve saygın bir nedeni vardır ve bu başkalarının yararı içindir. Kendileri için bir şey istiyorlarsa ekmek çarpsındır... :) Alıntı.. kURBAĞAAdamın biri bir gün yolda giderken bir kurbağa görür ve kurbağa dile gelir: - Ben aslında bir insanım, eğer beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim." Adam kurbağayı eline alır ve cebine koyar. Kurbağa tekrar dile gelir: - Eğer beni öpersen çok güzel bir prenses olacağım, ve seninle 1 hafta kalmaya razıyım. Adam kurbağayı cebinden çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek yeniden cebine koyar. Kurbağa yalvarmaya başlar : - Eğer beni öper ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalırım ve istediğin her şeyi yaparım. Adam tekrar kurbağayı çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek cebine koyar. Sonunda kurbağa dayanamaz: - Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalıp istediğin her şeyi yapacağımı söyledim. Neden beni öpmüyorsun? Sonunda adam konuşur: - Bak, ben bir mühendisim. Kızlarla uğraşacak vaktim yok, fakat konuşan bir kurbağa çok ilginç geliyor... :):):)Büyük şirketlerden birinin patronu ,bilgisayar sistemleriyle ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin evine telefon etmesi gerekir. Adamın evine telefon eder ve karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi "Alo" der. Bu kadar önemli bir konuyu bir çocukla konuşmak istemeyen patron sorar: "Baban evde mi?" Çocuk fısıldayarak cevap verir "Evet" Patron sorar "Onunla konuşabilirmiyim?" Çocuk fısıldayarak cevap verir "Hayır" Patron şaşırarak "Peki annen evde mi?" Çocuk fısıldayarak "Evet" Patron , "Peki onunla konuşabilirmiyim?" Çocuk yine fısıldayarak "Hayır" Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar , "Orada başka kimse var mı?" "Evet" der çocuk fısıldayarak , "Bir polis memuru var" Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen adam sorar: "Memur beyle konuşabilir miyim?" "Hayır" der ufaklık , "Şu anda meşgul" İyice meraklanan patron: "Neyle meşgul?" Çocuk fısıldayarak cevaplar:" Annemle babamla ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor" Meraklanan ve endişelenen patron , telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar "Bu ses de ne? Diye sorar. "Bir helikopter" der çocuk , hala fısıldayarak. Panikleyen patron:"Neler oluyor orada" diye sorar Cocuk hala fısıldayarak: "Arama kurtarma timi geldi" Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde: İyide neyi arıyorlar" Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir: "Beni" YASA - MANTIKÜniversite son sınıf öğrencisi yazılı sınavından kalınca doğru hocasına gider: Siz sınıfta bırakarak hayata atılmamı önlüyor ve beni cezalandırıyorsunuz. Işin bu yanını hiç düşündünüz mü?" "Tabii düşündüm. Hocanın görevi bilgiyi ölçmek, yeterli olmayanı sınıfta bırakmak değil mi?" "Iyi. O zaman size bir teklifim var. Bir soru da ben size soracağım.Doğru cevabı verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sınıfta kalacağım.Bilemezseniz, notumu düzeltecek ve sınıfı geçirteceksiniz." Hocanın keyfi yerinde. Teklifi kabul eder ve öğrenci sorar:"Yasal olup, mantıklı olmayan nedir? Mantıklı olup, yasal olmayan nedir? Ve de ne mantıklı ne de yasal olmayan nedir?" Hoca uzun uzun düşünür ama cevabı bulamaz. Iddia gereği öğrencisine iyi not vererek sınıfı geçirir. Ama aklı da soruda kalır. Sonunda sınıfın en iyi öğrencisini çağırır, olayı anlatır ve sorunun yanıtını bilip bilmediğini sorar. Öğrenci hemen cevap verir: "Siz 65 yaşındasınız ve 23 yaşında bir kadınla evlisiniz. Bu yasal ama mantıklı değil. Karınızın 25 yaşında bir sevgilisi var. Bu mantıklı ama yasal değil. Siz karınızın sevgilisini, zayıf alıp sınıfta kalması gerekirken iyi not verip mezun ediyorsunuz. Bu ise ne mantıklı, ne de yasal." 8月1日 3 Önemli DUYURU
>>>USA'dan 1 konteyner dolusu "tekerlekli sandalye" >>> >>> geldi ve talebe >>> >>> bagli olarak dagitim yapilacak. Cevrenizde >>> >>> tekerlekli sandalye >>> >>> ihtiyaci olan ve temin sansi bulunmayan kisiler var >>> >>> ise LUTFEN >>> >>> ACILEN BILDIRIN!Altunizade Kulubu olarak temin edip >>> >>> kendilerine >>> >>> ucretsiz olarak verilecektir.. >>> >>> Erol AYVACIKLI >>> >>> NGM Uluslararasi Tas.Tic.Ltd.Sti. >>> >>> Kosuyolu-Istanbul >>> >>> Tel: 0216 326 41 66 >>> >>> Fax: 0216 326 33 53 >>> >>> >>> >>> >>> >>> MESAJ 2- >>> >>> Turkan SABANCI isimli tam donanimli bir okul var, >>> >>> gormeyen cocuklar icin. >>> >>> Hatta aralarinda zeka yonunden kusurlu ama >>> >>> egitilebilir. >>> >>> Ancak gormeyen cok sayida cocuk da var. Istenirse, >>> >>> yatili bolumu de var. >>> >>> Ama ogrenci sayisi kapasitesinin altindaymis... >>> >>> Yer: Uskudar >>> >>> Tel: 0-216-310 49 12 >>> >>> Mudur: Feyzullah GULER >>> >>> >>> MESAJ 3 - >>> >>> Veysel VARDAL Gorme Engelliler Ilkogretim Okulu. >>> >>>Yer: Sariyer >>> >>> Tel: 0-212-201 12 92 >>> >>> Mudur: Muzaffer TEN >>> >>> Bu okullar ogrenci azligindan kapanma tehlikesi >>> >>> icinde. >>> >>> Oysa kimbilir,bu imkanlara muhtac kac cocugumuz var >>> >>> cevremizde. >>> >>> Bize dusen gorev, bu cocuklarimizi bulup bu imkani >>> >>> onlara ulastirmak. >>> >>> LUTFEN BU MESAJI CEVRENIZDEKI HERKESE ULASTIRIN, >>> >>> BELKI BIR COCUGUN >>> >>> EGITILMESINE, YA DA TEKERLEKLI SANDALYE IHTIYACI >>> >>> OLAN BIRISINE >>> >>> FAYDAMIZ DOKUNUR 7月19日 HARAM İNEKHARAM İNEK "Adamın biri haram para kazanıp kendisine bir inek almış. Sonra da yaptığından pişman olup Hacı Bektaş Veli'nin dergahına kurban olarak bağışlamak istemiş. O dönemde dergahlar aynı zamanda aşevi. Hacı Bektaş Veli haramdır diye kurbanı kabul etmemiş... Bunun üzerine adam Mevlana'ya gidip durumu anlatmış. Mevlana kabul edince de, Hacı Bektaş'ın niye geri çevirmiş olabileceğini sormuş. Mevlana'nın cevabı: "Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir." olmuş. Bu cevap üzerine adam kalkıp Hacı Bektaş Veli'ye gitmiş, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini ve bunun nedenini merak ettiğini söylemiş. Hacı Bektaş Veli'nin yorumu şöyle olmuş: "Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise, Mevlana'nın gönlü bir okyanus gibidir. Bu yüzden bir damla ile bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı senin hediyeni kabul etmiştir." İşte bir olaya iki farklı yaklaşım. Birbirini, hem de herkesin gözü önünde yermekten hoşlananlara ve sonra da ne kadar sevdiklerini anlatanlara bir tevazu ve incelik dersi... 7月13日 günün sözü
İzmir'de hafif şiddetli iki depremİzmir'de hafif şiddetli iki deprem
Çandarlı körfezi açıklarında hafif şiddetli deprem meydana geldi.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünden alınan bilgiye göre, Çandarlı Körfezi açıklarında saat 17.40 meydana gelen 4.2 büyüklüğündeki depremin ardından İzmir Körfezi açıklarında da saat 17.43 sıralarında 3.7 büyüklüğünde bir deprem oldu. Depremin Çandarlı ve Aliağa'nın bir bölümünde hissedildiği, can ya da mal kaybının olmadığı bildirildi. 7月12日 ReferansREFERANS BOL
Arkadaslari isadamini evlendirmek istiyorlar. Sonunda uygun bir
hanim bulunuyor ve isadamina haber veriliyor.
"Ben isadamiyim", diyor adam, "Numune görmeden böyle bir ise
karar veremem."
Genc kadina durumu iletiyorlar:
"Ben de is kadiniyim", diyor hos hanim, "Numune veremem ama
istedigi kadar referans gösterebilirim " 7月5日 5 GÜZEL HİKAYE ve ANA FİKİRLERİDers 1. Adamın biri tam duşa girmek üzeredir ve karısı da duşunu almış olarak kabinden çıkmaktadır ki, kapının zili çalar. Kapıya kimin bakacağı konusunda ufak bir tartışma sonrasında kadın pes eder. Üzerine bir havlu alarak merdivenleri aşağı iner ve kapıyı açar. Gelen eşinin arkadaşı x'tir. Kadın daha selam veremeden x "havlunuzu üzerinizden yere düşürürseniz size anında 300 Euro veririm" der.Kadın bir müddet tereddüt eder, ancak havlunun düğümünü açarak havlunun düşmesini sağlar. X ona bakar ve 300 Euro verir ve söze devam eder: "Antrede doğabilecek ufak bir tensel yakınlık için size 500 Euro daha verebilirim, hem de derhal" der.Önce şaşkın, fakat daha sonra adrenalinin ,verdiği heyecan ve alacağı para ile yapabileceklerinin anlık hayaliyle kısa bir duraksamadan sonra kabul eder. Yaşamış olduğu olayın ve kısacık bir süre içerisinde edinmiş olduğu ufak servetin heyecanıyla merdivenleri yukarı çıkarak banyoya geri döner. Hala duşta olan eşi ona kimin geldiğini sorar."Arkadaşın x" diye cevap verir kadın. Çok iyi, ona borç verdiğim 800 Euro'yu getireceğini söylemişti, onu getirdi o zaman." 1. hikayeden çıkartılacak ders : Eğer bir ekipte çalışıyorsanız bilgiyi saklamayın, paylaşın. Karar mekanizmasında belirleyici olabilir. Böylece yanlış anlaşılmaların ve dışarıya karşı kötü duruma düşmenin önüne geçebilirsiniz. Ders 2 : Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek üzere yola koyulan rahip yolda yürümekte olan bir rahibeye rastlar. Aracını durdurur ve kiliseye kadar onunla gelmek isteyip istemediğini sorar. Kadın arabaya biner ve bacak bacak üstüne attığında bacaklarının güzelliği ortaya çıkar. Rahibin gözü kayar ve bakayım derken kısa bir süre için aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar kontrol altına aldıktan sonra sağ elini rahibenin bacağı üstüne koyar. Rahibe ona bakar ve şöyle der: "Rahip, 129.ayeti hatırlıyor musunuz ?"Utançtan kıpkırmızı olan rahip derhal elini çekerek rahibeye özürlerini sıralar. Bir müddet sonra aklı tekrar karışır ve rahibenin bacağına tekrar dokunur vites değiştirme bahanesiyle ve rahibe aynı soru ile karşılık verir : "Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?" Utancından yine kızaran rahip elini çeker ve "afedersin kardeşim,insanoğlu zayıf düşebiliyor" der.Kiliseye vardıklarında rahibe arabadan iner ve tekm kelime söylemeksizin, ancak çok manalı bir bakış fırlatarak kaybolur. Rahip aceleyle içeriye koşturur ve bir İncil alarak 129.ayeti açar okumak için 129. ayet şöyle demektedir: İleriye gidiniz, daha yukarılarda arayınız. Orada güzellikler bulacaksınız. 2. hikâyeden çıkartılacak ders: Görev alanınızla ilgili her zaman bilgili olun, aksi takdirde fırsatları kaçırabilirsiniz. Ders 3. Pazarlamacı, şef sekreter ve personel müdürü bir öğlen paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler. Parktaki banklardan birinin üzerinde sihirli bir lamba bulurlar. Lambayı ovarlar ve gerçekten de lambadan cin çıkar. "Aslında kişiye 3 dilek hakkı veriyorum ama sizler üç kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini gerçek yapacağım" der cin. Şef sekreter arsızca atılarak "önce ben" diyerek sıranın önüne yerleşir. Bahamalarda, muhteşem bir sahilde tatil yapmak istiyorum. Tatilim hiç bitmesin ve hiçbir dert hayatıma girmesin" diye dileğini ifade eder. Ve hoop, ortadan kaybolur. Şimdi de pazarlamacı atılır ve "şimdi sıra bende" der. Hayallerimdeki kadınla Tahiti sahillerinde Pina Cola da içmek istiyorum" der ve hoop, o da ortadan kaybolur. Şimdi sıra sende" der cin Personel Müdürüne. "İkisini de öğleden sonra işlerinin başında görmek istiyorum" der personel müdürü. 3. hikayeden çıkartılacak ders : Üstünüz olan birinin her zaman için önce konuşmasına izin verin. 5 SİNİRLENDİĞİNİZDE bu öyküyü hatırlayınSİNİRLENDİĞİNİZDE bu öyküyü hatırlayın
Öfke ile kalkan zarar ile oturur
Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş.
Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş. Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış.
Çocuk ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında, bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle,
“Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm.”
demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş:
“Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?”
Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş...
Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını işittiğinizde bu öyküyü hatırlayın.
Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün. Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman onarılamaz; genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz.
İnsan hata yapar.
Hepimiz hata yaparız.
Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder.
Harekete geçmeden önce durun ve düşünün.
Sabırlı olun. Anlayış gösterin ve sevin.
ve sevgilerle kalın ;)
|
|
|